Yolda

Renkleri kendilerine boyamalısın
Her yeşil ayırt edilebilmeli bakıldığında
Ellerin boyanmalı gerekirse inandığın renkler uğruna
Renklerin danslarında ahenk yakalandığında
Bakabileceksin gözlerine bir insanın

Çizgileri akışına bırakmalısın
Duvarlar seni kendinden uzaklaştırıyor
Oysa özgür kaldığın sürece kadınsın
Ve uçtukça arzulanacaksın tarafımca

Kağıdı yırtıp atabilmelisin gerektiğinde
Yeniden başlamalısın tutkularınla
Çizgilerinin sınırları olmadığında
Renklerin de koşacaklar çocukça
Ve bir tren camından kendine baktığında
Çizebilmelisin beni tarafsızca

10.02.2019 Prague

Eksik

Beytepe şimdi bembeyaz olmuş
Kar taneleri gözyaşlarıma karışıyor
İnsanlar çekip gitmeyi mutluluk sanıyor
Ben her geçen gün eksiliyorum.

Biraz senden öncekilerden gidiyor
Biraz kendimden ödün veriyorum
Biraz sonrakileri gömüyorum
En çok seni yitiriyorum

Adamın Dünyası – 11

Yarınları küçük bir sırt çantasına sığdırıp özgürlük kokan kadına doğru yola çıktım. Yolculuğun var olmasına sebep olan dayanılmaz özleme doğru. Üç saat sürecek olan bir uçak yolculuğu. 

Kendimi ölüme en yakın hissettiğim anlar hep uçak yolculukları olmuştur.  Ölümü hiç düşünmediğim anlarsa bir kadının kolları. Ölümsüz hissedebilmek için ölüm düşüncesine katlanılmasının zihni bulandırması sonucu gelen ekstra duygusallık anlarında kurulan hayaller hiç kurulmamalı. Bu hayallerde o insanı ilk nerede göreceğinizi nasıl sarılacağınızı ve sizi nasıl karşılayacağını düşündükçe yol dayanılmaz bir hal alıyor.

Uçak indi, korkularımı bir kenara koydum. Bulanık düşünceleri netleştirme zamanı geliyor. Fazla uzun sürmüyor, Ankara sizi her zamanki gibi yalnız, yapayalnız karşılıyor.  Yıllar önce bir başınıza geldiğiniz bu şehre her defasında yalnız gelmek zorunda kalıyorsunuz. Bu şehirde bir şey var, bana hep acı veriyor.

Yalnızlık biraz da elleri ceplerinde yürümektir.  Kabuğuna çekilir insan, tutacak bir el yoktur belki, belki ellerin üşüsün istemezsin, belki omuzların öne düşer kendine sarılıyor hissedersin. Güzel şeydir ellerin cebinde yağmurlu bir sonbahar gününde yaprak çıtırtılarında ki yalnızlık. 

Ellerim cebimde yürüyordum, koluma girmişti. Yanımdaydı, ellerini tutmak istedim ama yapamadım. Her şeyden daha özeldir bence bir kadının ellerini tutarak yürümek. Benim diyebilmektir biraz, biraz dışarı haykırmaktır bizi. Cebimden ellerimi çıkardı beni yalnızlığımdan sıyırdı biraz biz olmuştuk, hissetmiştim. Kızılay’dan Seğmenler’e kadar yürüdük elimi hiç bırakmadı. 

Uzun süre gözlerime bakamazdı. Nedenini hala bilmiyorum. Saçları şimdiye kadar ki en karşı konulamaz halini almışlar. Belki de bu denli uzak olduğum içindir, bırak en karşı konulamaz haliyle kalsınlar başkaları daha güzel sever belki ben zaten gidiyorum.

04.12.2018

Tek Kişilik Hayat

Tek kişilik dönme dolap
Tavan ve yatak arasına kurulu
Zaman çarkları çevirdiğinde
Işıklar siyaha bürünecek
Bir süre kendi içimde döneceğim

Tek kişilik bir pencere
İkimizin arasına kurulu
Sen karanlığa süzüldüğünde
Sarı elbiselerin içinde yapraklar
Rüzgardan kaçmalılar çocukça

Yıllar bir sayıdan ibaret değil artık
Ölüm anlam kazanmaya başladı
Yeterince susmadık mı?

Bilinmezlik

Bir düzine gece boyunca susarak
Birbirimizi karanlığa sunacaktık
Şarkılardan çadır yaparak
Bir uçurumun kenarına kuracaktık
İç sesimiz kök salacaktı
Orman yemyeşil uyanacaktı
Anılardan kor bir ateş yakacaktık
Sıcaklığında gözlerime bakacaktın

Adam kadını koklayacaktı
Kadın gökyüzünü özgürlüğe boyayacaktı
Zaman yıldızları görünür kılacaktı
Sonsuzluğa uzanacaktık

Bir düzine gece sonunda
Birlikte uyuyacaktık
Yalnızlığa mı uyanacaktık
Yoksa yola mı çıkacaktık
Özgürlük kokan kadınla

Bir Gün Gideceksin

Sen de bir gün gideceksin
Tüm sevdiğim kadınlar gibi
Ardında anılarla çevrilmiş duvarlar
Bir köpeği korkuyla sevmenin hazzı
Bir kedinin son nefesi
Üzüm tanelerinin yalnızlığa dönüşü
Lütfen deyişin
Saçlarını sevişim
Hepsini bırakıp gideceksin
Beni seven tüm kadınlar gibi
Sen de bir gün gideceksin

Yalnızlıklar

Bir kuş olsam bu gece
Uçsam sana varsam
Sen, güzel İzmir’im
Bana mucize olsan

Ege’de dalga olsam bu gece
Onca kargaşada seni duysam
Tüm hırçınlığımla kıyıya vursam
Gülüşünü bıraksan dönüşüme
Denizimde usulca kaybolsan

Kordonda rüzgar olsam bu gece
Kokundan sarhoş olsam
Sarılıyormuşçasına dokunsam tenine
Saçlarını bırakırken esip gidişime

Bir budalayım bu gece
Oturup seni düşlüyorum
Elimdeki kitaba bakıyor
Yalnızlıklar görüyorum

Tutsak

Ne geliyor ne gidiyorsun
Ben senden uzaklaştıkça
Kendine tekrar tutsak ediyorsun
Aslında sen de özgür kalamıyorsun

Sen yine gel sevgili
Dünya bir tam turunu tamamladığında gel
Gülüşünün yankısı son bulmadan
Kokun zamana karışmadan
Ben senden gitmeden gel
Sen benden gitmeden

Özgür olalım

Olasılıksız Yalnızlık

Uykusuz geçen gecelerde
Kurulan hayallerin ücra köşelerinde
Gülüşünü baştan yaratan parazit düşünceler

Dudaklarının kenarlarının
Karşı konulamaz kıvrımlarından doğan
Ve yanaklarına doğru uzayan yolda
Kendini kaybeden bir adam

Şarap kadehlerinin kırmızıya büründüğü
Özlem dolu gecede
Özenle seçilen kelimelerin
Ardında yarattığı gizeme
Kendini saklayan bir kadın

Ve yalnızlığım,
Ya sende kayboluşumdan
Ya yola benliğimi bırakıp çıkışımdan
Ya da bir çok benin ayrı ayrı sana varışından
Yani en olasılıksızından

Adamın Dünyası – 10

Adam ikinci birasını yudumlarken kalabalığın içine doğru yürüdü. O kadar kalabalığın içinde nasıl olmuştu da o insanı fark edebilmişti hiç bilmiyordu. Gökyüzünde ki o kadar yıldız arasında en parlak görünen sanki oydu, lacivertler içerisindeydi. En uçta ağaçların altında güzel bir şarkıya eşlik ediyor ve adamın içini ısıtan gülüşlerini gökyüzüne bırakıyordu. Adam yıldızları ve ulaşılmazlıklarını düşündü. Keşke böylesine uzak olmasalardı da onları kalbimin en güzel köşesine koyabilseydim dedi. Belki de uzun süredir yalnız yaşayan yıldızları göğsüne yatırır, saçlarını okşar ve onlara ne kadar değerli olduklarını hissettirirdi. Birden, yıldızlar için değerli hissetmenin ve heyecanla atan bir kalbin hiç bir önemi olmadığını hatırladı. Yıldızların aradığı gökyüzü, adamın sahip olduğu gökyüzünden çok daha farklıydı. Adam, uzaklaştıkça kaybolan yıldızlara bakarak aradıkları gökyüzünü bulmalarını diledi.