Adamın Dünyası 4

Yıllar sonra aradığım tadı bulmanın sarhoşluğuyla uyandım ve gözlerimin açılmasıyla birlikte o da konuşmaya başladı. Bazen iki farklı kişi olduğumuzu ve farklı zamanlarda kontrolü ele geçirdiğimizi düşünsekte bu sefer aynı noktada birleşmiş gibiydik. Şimdi ne olacak sorusuna ikimizin de bir cevabı yoktu. Camel – Rajaz eşliğinde susmayı tercih ettik. Sadece müziği duyabiliyorduk ve oldukça sarhoştuk.

 

Adamın Dünyası – 3

Adam umutsuz bir ruh hali ile tek göz odasına döndü. İlk defa odasının bu denli küçük olduğunu farketti fakat bu durum onu rahatsız etmedi. İki senedir aynı odada kaldığı için odasına bir hayli alışmıştı. Yatağı, çalışma masası, kitaplığı, eşyalarının ucu ucuna sığabildiği gardırobu ve oda arkadaşı ile ortak kullandıkları beş raftan oluşan bir ayakkabılığı vardı. Açıkçası yaşamak için ihtiyacı olandan fazlasına sahipti, hem kocaman evlerde yaşayan insanlar bile bir odaya tıkılıp kalıyor, odalarında kendi yaşam alanlarını yaratıyor ve dışarıdan yapılan ufacık bir müdahaleye bile tahammül edemiyorlardı. İnsan ne kadar yanında birilerini arasa da sonunda yalnız kalmak istiyordu. Acı bir biberin gözlerinizden yaşlar getireceğini bildiğiniz halde koca bir ısırık almanız gibiydi yalnızlık. Acı ve zevkin mükemmel uyumu, hiç son bulmayacak bir dans. Bu satırları yazarken kendisin de iliklerine kadar yalnız olduğunu hissetti. Gerçi başından beri yalnız adamı oynamayı severdi. Tek başına bir bara gider, birasını söyler, en köşeye oturur ve insanları izlerdi. Bu durumdan hem hüzün duyar hem de keyif alırdı. Her ne olursa olsun yalnızlık güzel şeydi, özgürlüğe yakın olmaktı ve insan özgür olma içgüdüsüyle yaratılmıştı.

Adamın Dünyası – 2

Adam, odasına hafif alkollü bir şekilde döndü çakır keyif olduğu bile söylenemezdi. Sıcak bir duş alıp rahatladıktan sonra bornozunu çıkarmadan yazmaya başladı. Yazmaya başladığında kendisinden başkasını yazamadığını farkedince duraksadı ve ne kadar bencil olduğunu düşündü ama aldırış etmedi, kendi hissetmediği bir şeyi yazamazdı, hayali bir karakter yaratamazdı ve olmayan bir karakterin duygularını yansıtamazdı.

Bugün neden içtiğini düşünmeye başladı. Hiçbir cevabı yoktu. Sarhoş olmak istememişti, keyif almamıştı, boş bir içişti, anlamsızdı. Birden keyif alarak içtiği günleri hatırladı. O günlerden nasıl böylesine uzaklaşmıştı? Bu uzaklaşışının sebebi, hatırlamaya çalıştığı şeyi unutmak zorunda olması olabilir miydi? Sorunun hissettirdikleri karşısında düşünce denizine daldı. Sarhoş olduğu için detayların tümünü hatırlayamadığı günlerden birisini gözlerinin önüne getirdi. Güzel şeylerin hissettirdiklerinin zamanın karşısında hızla unutulup gitmesine üzüldü. Sert bir öpücüğün karşı koyulmaz tadı bu kadar çabuk unutulmamalı diye düşündü. 

Elinden geleni yapmıştı, daha fazla yapabileceği bir şey kalmamıştı. Ne kadar çabalarsa çabalasın duyguları değiştiremeyeceği gerçeğini kabullenmişti. Yaptığı hata zamanlama hatası olabilirdi, belki başka zaman olsa böyle olmazdı diye düşündü. Kendi de dahil olmak üzere hissettiği şeyleri söyleyemeyip içine atan insanlara sessizce bağırdı, bu sessiz çığlık çığ gibi büyüdü, nefessiz kaldı.

Adamın Dünyası – 1

Gökyüzünün insanın içini darladığı günlerden biriydi bu havalarda insanın kendisini yatağa atası gelirdi. Adam kaldığı yere geldi ve yatağa uzandı müziğin de yardımıyla düşüncülerini dağıtmak istedi. Bir kaç şarkı dinledi olmadı, düşüncelerini müzikle susturamadı. Çoğu zaman aynı şarkıları dinlediği için bağışıklık kazanmış olabileceğini düşündü. Bir süre sonra yazmak istedi yazma isteğini bastırmaya çalıştı ama başaramadı. Anlatmak istediği bir şey mi vardı yoksa sadece düşüncelerini kağıda mı dökmek istiyordu bilmiyordu. Önce şiir yazmayı denedi ama uygun kelimeleri bulamadı, alkollü olmadığı için olabilirdi. Alkol aldığı zamanlarda daha hızlı düşündüğünü düşünürdü. Sonra arkadaşlıkları ve aşkları düşündü.Bu iki kavramın iç içe geçmeye başladığında ne denli tehlikeli olabileceğini tekrar hatırladı. Arkadaşlık aşkın içine geçemiyordu çünkü insan tanıştığı biriyle önce arkadaş oluyordu ama aşk öyle değildi aşk kendi bildiğini okuyordu ve her şeyi bok edebilirdi. Oysa bu böyle olmamalı arkadaşlıklar aşktan dolayı son bulmamalı dedi kendine. Arkadaşken yaşanan tesadüfi karşılaşmaların tadı yerini kaçışlara bırakmamalıydı, insan konuşmak istediğinde yanlış anlaşılır mı diye düşünmemeliydi, birlikte oturup dertleştiğin günler yerini başkalarına bırakmamalıydı. Adam bu düşüncelerin içinde kayboldu. Kaybettiği arkadaşını özlemişti ama yapabileceği bir şey yoktu yaşananlar geri alınamazdı zaman bazı şeyleri düzeltemezdi. Müziğe bir şans daha vermesi gerektiğini düşünürken arka planda Duman – Aman Aman çoktan duyulmaya başlamıştı…

En üzücü haberler beklenmeyen anlar da öğrenilirdi adam bunu kalbi ansızın sızladığında farketti. Aslında duymuş olduğu bir haber yoktu gördüklerinden ve duyduklarından kabaca bir çıkarımda bulunmuştu. Doğruluğu kesin olmayan bir şeyin kendisini neden bu denli üzdüğünü düşündü. Eğer çıkarımı doğruysa bile bu konunun kendisini ilgilendirmediği gerçeğini henüz kabul edememişti, bu düşünceyi sindirmek zaman alıyordu. Aşk denilen bu illet mahkumlara verilen yemeklerden farksızdı aç kalmak gibi bir lüksünüz yoktu. Bu iğrenç yemeği kusabilmek için ağız dolusu içmek istedi ama yapmadı alkole sığınmaktan yorulmuştu alkol dostu değildi ve cebinde parası kalmamıştı. Aynanın önüne geçti ve karşısındaki insana gülümsedi. Derin bir sessizlik oldu.

Özgürlük

Kendimize vermiş olduğumuz zararın bilincinde, ki bunu büyük bir zevkle yaparak hayatlarımıza devam ettik. Yaşadığımız şeyler ve yaşayacaklarımız bu gerçeği değiştirmeyecekti. Bir süreliğine alışkanlıklarımızı terketsekte eninde sonunda aynı yere dönecektik. Daha çok içeçek, daha çok düşleyecek ve daha çok ölecektik. Kendimizi çok sevdiğimizi düşünsekte hiç sevmemiş olma ihtimalimiz de vardı.  Ruhumuzun hayat bulduğu bedenin hareketsiz kalacağı günü bekleyecek ve onun özgür kalmasını iple çekecektik. O andan sonra ne sevginin, ne aşkın ne de yaşananların bir anlamı kalacaktı. Karanlığın ve sessizliğin karşısında aslında hiç var olmayan benliğimize son bir kez gülecektik.