Tek Kişilik Hayat

Tek kişilik dönme dolap
Tavan ve yatak arasına kurulu
Zaman çarkları çevirdiğinde
Işıklar siyaha bürünecek
Bir süre kendi içimde döneceğim

Tek kişilik bir pencere
İkimizin arasına kurulu
Sen karanlığa süzüldüğünde
Sarı elbiselerin içinde yapraklar
Rüzgardan kaçmalılar çocukça

Yıllar bir sayıdan ibaret değil artık
Ölüm anlam kazanmaya başladı
Yeterince susmadık mı?

Bilinmezlik

Bir düzine gece boyunca susarak
Birbirimizi karanlığa sunacaktık
Şarkılardan çadır yaparak
Bir uçurumun kenarına kuracaktık
İç sesimiz kök salacaktı
Orman yemyeşil uyanacaktı
Anılardan kor bir ateş yakacaktık
Sıcaklığında gözlerime bakacaktın

Adam kadını koklayacaktı
Kadın gökyüzünü özgürlüğe boyayacaktı
Zaman yıldızları görünür kılacaktı
Sonsuzluğa uzanacaktık

Bir düzine gece sonunda
Birlikte uyuyacaktık
Yalnızlığa mı uyanacaktık
Yoksa yola mı çıkacaktık
Özgürlük kokan kadınla

Bir Gün Gideceksin

Sen de bir gün gideceksin
Tüm sevdiğim kadınlar gibi
Ardında anılarla çevrilmiş duvarlar
Bir köpeği korkuyla sevmenin hazzı
Bir kedinin son nefesi
Üzüm tanelerinin yalnızlığa dönüşü
Lütfen deyişin
Saçlarını sevişim
Hepsini bırakıp gideceksin
Beni seven tüm kadınlar gibi
Sen de bir gün gideceksin

Yalnızlıklar

Bir kuş olsam bu gece
Uçsam sana varsam
Sen, güzel İzmir’im
Bana mucize olsan

Ege’de dalga olsam bu gece
Onca kargaşada seni duysam
Tüm hırçınlığımla kıyıya vursam
Gülüşünü bıraksan dönüşüme
Denizimde usulca kaybolsan

Kordonda rüzgar olsam bu gece
Kokundan sarhoş olsam
Sarılıyormuşçasına dokunsam tenine
Saçlarını bırakırken esip gidişime

Bir budalayım bu gece
Oturup seni düşlüyorum
Elimdeki kitaba bakıyor
Yalnızlıklar görüyorum

Tutsak

Ne geliyor ne gidiyorsun
Ben senden uzaklaştıkça
Kendine tekrar tutsak ediyorsun
Aslında sen de özgür kalamıyorsun

Sen yine gel sevgili
Dünya bir tam turunu tamamladığında gel
Gülüşünün yankısı son bulmadan
Kokun zamana karışmadan
Ben senden gitmeden gel
Sen benden gitmeden

Özgür olalım

Olasılıksız Yalnızlık

Uykusuz geçen gecelerde
Kurulan hayallerin ücra köşelerinde
Gülüşünü baştan yaratan parazit düşünceler

Dudaklarının kenarlarının
Karşı konulamaz kıvrımlarından doğan
Ve yanaklarına doğru uzayan yolda
Kendini kaybeden bir adam

Şarap kadehlerinin kırmızıya büründüğü
Özlem dolu gecede
Özenle seçilen kelimelerin
Ardında yarattığı gizeme
Kendini saklayan bir kadın

Ve yalnızlığım,
Ya sende kayboluşumdan
Ya yola benliğimi bırakıp çıkışımdan
Ya da bir çok benin ayrı ayrı sana varışından
Yani en olasılıksızından

Kaçış

Her şeyi geride bırakıp gitti cümlesindeki kadar kolay olabileceğini düşünmüyordum elbette.  Zaten olsa olsa bunu sen yapardın. Sırf bu yüzdendir uzak şehirlere kaçışlarım. Düşüncelerimi arındırma çabalarım.

Her gittiğim yere seni de yanımda götürüyorum. Elimi tutuyormuşçasına yürüyorum eski taş yollarda. Ağaçların gölgeleri gizlerken sarı sokak lambalarının hüznünü, ben hep seni düşlüyorum. Gördüğüm her aşktan bir parça çalıyorum yanan yüreğime. Balkan ezgilerinin hüznüne, gülüşlerini katıyorum.

Onca çırpınışa rağmen, tekrar sana dönüyorum.

Ne vakit Ankara’ya gelsem nefes almam zorlaşır. Gökyüzü yere daha yakındır Ankara’da. İnsanı hüzün basar, keder sarmalar, duvarlar üzerine üzerine üzerine gelir. Yine de çığlık atamazsın bu şehirde. Öyle bi seversin ki Ankara’yı nefret söylemiyle ayrılsanda her seferinde, her dönüş hissinde özlem kokar en derinde.

Anılar köşe bucak sarmalar kollarını
Sense göz yaşlarınla eşlik edebilirsin sadece
Göz yaşların zamanla kurur.
Gözlerin zamanla unutulur.
Gülüşlerin solar soğuk bir gecede
Sen zaten bana hiç gülmedin
Sevdiklerine güldüğün gibi

Yudum Yudum

Damarlarım alkolü dost sanarken
Ben yudum yudum ölürüm
Kısılan gözlerim yenik düşerken
Seni tüm çıplaklığınla görürüm
Kokum biraz hüzün kokar
Sana tekrar hayat verirken
Müzik kutusu buruk çalar
Gözyaşlarım dudaklarıma giden yolu unuturken
Sense hala aynı gülersin
Ben yaşama alışırken

Alabora

Gülüşleri kıyıya vuran dalgalar gibi
Sessizce yaklaşıp düşüncelerime köpürürdü
Kendince kıyılar hayal ederdi de
Denizini zaten bulmuş gibiydi
Gülüşlerim ahşap bir kayık gibi
Alkollü sularda fırtınayla dans ederdi
Senin kıyılarını hayal ederdi de
Denize hiç açılamamış gibiydi