Kurt

Sokağın iki yanı da insanın gördüğünde içini ısıtan evlerden oluşuyordu. Aylardan ağustos olmasına rağmen, evlerin bacalarında dumanlar tütüyordu. Beyaz elbisesini üzerinden hiç çıkaramamanın yorgunluğunu dışa vuran toprak, insanların tekrar eden adımları karşısında çamura bürünmekten kaçamamıştı. Geriye, sokağın iki tarafındaki evlerin arasında asılı duran sokak lambası kalmıştı. İçinde derin bir utanç barındıran kurt, sokak lambasına aldırmadan ağır adımlarla bana doğru geliyordu. Bir kitap kapağının ardındaki bana ulaşmaya çalışan kurt hiç zorlanmadı. Ay ışığında şarkılar söyleyebilen bu canlı nasıl olmuştu da birdenbire içimi kemiren bir şeye dönüşmüştü?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir