Müzik ve Kadın

Bir şarkıyı sadece müziği hoş geldiği için dinleyen insanlardan olamadım, olamıyorum. Bu durum bana bir kadını sadece güzel olduğu için sevmekle aynı geliyor. Geri kalan şeyleri bir kenara koymak ne kadar kabul edilebilir? Bir şarkının sözlerindeki anlamın derinlerine ulaşmakla bir kadının ruhunun derinlerine dokunmanın arasında bir fark var mıdır? Bir kadının içini ısıtan gülüşünde kendini bulmanın verdiği anlamsız gülümsemeyi, insanların arasında küçük bir bakışla anlaşabilmenin verdiği hazzı, elini tuttuğunda oluşan öpme hissine karşı verilen savaşı yaşamamış biri bu durumu ne kadar anlayabilir?

Tabii ki karşınıza çıkan bir kadının size enstrümantal bir şarkıyı hatırlatma olasılığı da olabiliyor. Bu durumda yapılabilecek fazla bir şey kalmıyor. Şarkı sözü tüm anlamını yitiriyor, zaten hiç var olmamış bir şey başkasına ne kadar anlam ifade ediyor? O noktadan sonra uzunca bir akıntıda yalnız kalıyorsun ve düşüncelerine yön veriyorsun, en azından bunu başarabildiğine inanıyorsun. Bu durum kendini bir şelaleden uçuruma bırakıyormuş hissi uyandırıyor, yere çakılacağını bile bile geçen süre zarfında doğanın insana vermiş olduğu tarif edilemez huzur içerisinde göz yaşlarını bekliyorsun. Belki de yüzünden hiç çıkarmadığın maskenin ardında sürekli ağlıyorsun.

We’re just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year
Running over the same old ground
What have we found?
The same old fears.
Wish you were here

20.01.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir